KaradenizSohbet.Org/Forum  Karadeniz Forum Sitesi

Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   KaradenizSohbet.Org/Forum Karadeniz Forum Sitesi > Karadeniz Sağlik > Genel Sağlık

Karadeniz Sohbet
!!! - Duyurular - !!!

WwW.KaradenizSohbet.Org Sohbet Sitemizin Forum Bölümü Karadeniz Bölgesi ve Tüm Türkiyemizin Bütün Güzelliklerini Yansıtmaktadır , Bunun Yanısıra Online Oyunlar , Hobileriniz , Videolar , Güncel Sinema , Sağlık ve Daha Birçok Alanda Bilgi ve Paylaşım Yapılmaktadır...!

Üye olmak için tıklayın

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 06.02.12, 19:17   #1
LiLa
Co-Admin
 
LiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2010
Bulunduğu yer: ALmanya / NevşehiR
Mesajlar: 6.827
Ettiği teşekkür: 60
Kaç kere teşekkür edildi: 312
Standart Aşk Bir Hastalık mı ?

Yazının devamını okumak istemeyenlere hemen son 4-5 senenin araştırmaları ışığında vardığım sonucu özetleyeyim: Hayır, romantik aşk bir hastalık değil!

Dr. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



Bayramlar, doğum günleri ve yıldönümlerinden sonra modern pazarlama tekniklerinin yaşamımıza vazgeçilmez kutlamalar olarak soktukları günlerin bence en sevimlisi “Aşıklar Günü”, diğer adıyla St.Valentine Günü. Nasıl evlilik yıldönümleri beraber geçmiş ve geçmemiş zamanların yeniden değerlendirilmesine, yılbaşları daha çok iş ve sosyal yaşamımızın gözden geçirilmesine, doğum günleri yaptıklarımızla yapmak istediklerimiz arasında perspektif ayarlamalarına vesile oluyor. Aşıklar günü de, sevdiklerimizi ve sevemediklerimizi düşünmemize yol açıyor. Psikolojik anlamda bu özelleştirilmiş günler, bizim kendimiz ve yakın çevremizle ilgili farkındalıklarımızın keskinleşmesinde rol oynuyor. Sosyal farkındalığımızın artmasında, çiçek- çukulata- yemek- tiyatro-mum-hafif müzik- tütsü - kırmızı iç çamaşırı gibi hoşlukların katkısı var. Ama "Aşıklar Günü", bence varlığı ve yokluğu ruhumuzun balansını en derinden bozan öge olan aşk hayatımızı yeniden irdelememizde çok yararlı bir rol oynuyor.


Son yıllarda dinamik görüntüleme tekniklerinin yardımıyla sadece beyin yapılarının değil, işlevlerinin de renkli resimler ve kliplerle belirlenebilmesi, iki kulağımızın arasındaki 1350 gramlık doku parçasının fiziksel olduğu kadar bilinç ve davranış alanda da ne denli olağanüstü karmaşık bir yapıda olduğunu bir kere daha ortaya koydu. İnsanların cinsiyeti, yumurta ile spermin birleştiği anda, cinsel tercihinin de üçüncü hafta içinde belirlendiğine işaret eden güçlü araştırmalar var. Duygu ve davranışlarımızın belirlenmesi ise erken çocuklu döneminde başlıyor. İnsanların aşık olacakları ve/veya eş seçecekleri insan hakkında beyinlerinde taşıdıkları şablonların 3 ile 8 yaşlar arasında oluştuğuna işaret eden çalışmalar var. Bizim aşk şablonumuz, sadece yakınlarımızda olan anne, baba, kardeş, bakıcı, akraba, öğretmen, arkadaşlar tarafından değil, sinema, TV, dergi vb kaynaklarda rastladığımız ve etkilendiğimiz "sanal kişilerle" ve davranışlarla da belirleniyor. Beynin derinliklerinde birçok farklı alanda depolanan bu sevgili/eş resmine uygun bir kişiye rastlayınca, şimdi romantik aşk dediğimiz bir “kimyasal
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]” ortaya çıkıyor beyinde. Basit bir tetiklenme değil bu! İlk etkileri saniyeler, dakikalar içinde (yıldırım aşkı), daha karmaşık etkileri günler, haftalar içinde beliriyor ve beynimizde – zorlama bir ayırım yaparsak- bir çok farklı duygusal ve bedensel zincirleme tepkileri harekete geçiriyor. Bunların en önemlileri, otonomik sistemimizi canlandıran dopamin ve noradrenalin salgılarının artması. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] hormonunun artmasıyla artan sex dürtüsünden farklı olarak bunlar, bedensel ve duygusal bir "ödüle ulaşma" konusunda beynin ve vücudun hedefe kilitlenmesini ve ona erişebilmek için biyolojik anlamda “gaza basmasını” sağlıyor. Kalp atışları hızlanıyor, ateş basmaları, terlemeler oluyor, iştah azalıyor, sevgili dışında herşey ve herkes giderek önem ve acillik kaybediyor, sevgiliye odaklanma saplantıya varacak düzeylere çıkıyor, uyku kaçıyor.

Aşık olunan kişi, dünyanın en akıllı, güzel, yakışıklı, sevimli, güçlü, bilgili/bilge, kültürlü, güzel huylu eşsiz bir hazine olarak algılanırken olumsuz özellikler beyin tarafından filtreleniyor, çarpıtılıyor ve bastırılıyor. Aşkın sadece gözü kör değil, aynı zamanda sağır, mantıksız ve inatçı oluyor. Bu süreç içinde aşık olunana ulaşamama, sadece ulaşma dürtülerini daha da arttırmaya, yanmaya tutuşmaya yol açıyor.

Tahmin edileceği gibi, biyolojik bir sistemin yemeden içmeden uyumadan kısıp metabolizmasını ve beyin faaliyetlerini en üst düzeyde tek bir kişide yoğunlaştırması çok uzun süreli olamaz. Bu noktada iki olasılık var: Birincisi sevgiliye ulaşmak, birlikte olmak, birlikteliği sürdürmek ve bu mutlu sonun sonucu olarak “motorun turunu düşürmek”. İkincisi, ilgiyi hastalıklı bir saplantı haline getirmek, yıkıcı ve zarar verici fikirleri giderek arttırmak ve sonunda sevgiliye ve kişiye zarar verecek akılhastalığı düzeyine vardırmak. Bazı kültürler bu tepkileri ödüllendirerek cinayet, intehar, yakma- yıkmalar, kaçırmalar, tecavüzlerin kolayca ortaya çıktığı davranışları teşvik ederler.
Bunlar şiddet kültürü doğuran, çaresizliklerin olumlu yoldan çözümlenememesi halidir. Eğer sevgiliye ulaşılırsa beyinde farklı hormonlar, oksitosin ve vazopressin gibi kimyasallar, çiftin “aşkın ateşinden” çıkıp, zamanla “oda ısısında” bir sevgiye, güvene ulaşmalarına , karşılıklı saygı ve bağlılığa kavuşmuş bir çift olarak çok uzun yıllar beraber olmalarını sağlıyor. Bu çiftlerde aşk bitmiyor, derin bir sevgiyle yer değiştiriyor. Aşk konusundaki anlaşılmazlığın temelinde, sanırım, kavram kargaşası yatıyor. Seks, şehvet, arzulama, üreme dürtüsü, sosyal statü aracı olarak seks alma ve verme, toplumsal baskınlık için elde etme, elde tutma ve elden çıkartma gibi çok farklı duygusal durumlar için “aşk” kelimesi kullanılıyor. Cuma alşamından Pazartesi sabahına “aşklar” yaşanıyor, yenisi bulunana kadar seviyeli beraberliklere giriliyor, ve bunların hiçbirisi “romantik aşkı” tarif etmiyor.

Aşkın biyolojik önemi - ve bence temel işlevi-, evrim süreci içinde ortaya çıkan ve bizi akıllı maymunların çok ötesinde yaratıklar haline dönüştüren beyin gelişmesi ile ilgili. Bence romantik aşk olmasaydı insan neslinin sürmesi mümkün olmazdı. Bizi nesli tükenmiş maymunsu/insansı diğer primatlarda ayıran en kritik evrimsel sıçrama, üreme yaşına gelmiş insanlar arasında ortaya çıkan “mucizevi” aşk duygusu ve bağlılığıdır. Atalarımızın dört ayaktan vazgeçip ayağa kalkmasının bedeli olarak doğum kanalının küçülüp uzamasına yol açan sürecin, bir yandan beynin büyüyüp özelleşmesine olanak sağlarken, tam gelişmiş büyüklükte bir beyni olan çocuğun normal yoldan doğumunun olanaksız hale gelmesi, nesil tüketecek bir sorun yarattı: Yüzbinlerce yıl öncesinin mağra koşullarında aylarca gebe, sonra aylarca-yıllarca aciz bir bebek bakmakla yükümlü olan bir annenin, kendisini ve yavrusunu koruyup besleyecek bir “partner” bulmaya VE elde tutmaya ihtiyacı var! Bu ikilinin, bizim şimdiki babalık kavramı ve bilgilerinin olmadığı bir çağda, seks, şehvet, sosyal üstünlük kanıtlama gibi katma getirileri olmadan birbirine ve yeni doğan bebeğe yıllarca (yaklaşık 3 yıl kadar) “karşılıksız” bakmaları ancak son derece güçlü ve özverili bir duygusal ilişkiyle olur. Bu ilişkiyi yönlendiren duygular ve bunları yöneten fizyolojik sistemler, tıpkı gebelik, doğum, erkenlik, menapoz gibi doğal yaşamın doğal süreçlerinden biri olan AŞK’tır. Ne hastalıktır, ne anormallik. Her insanda biraz farklı ortaya çıkan ve gelişen bir insanlık halidir.


Son 20-30 bin senede evrimsel gerekliliğinden uzaklaşıp daha çok duygu zenginlikleriyle bezenmiş olsa da, aşk yaşanabilecek en karmaşık ve iz bırakan duygu deneyimlerinden biri. Üstelik bu özellikleriyle aşk, önbeynimizin gelişmesi sayesinde, üreme fizyolojisinin ve neslin sürdürülme dürtülerinin çok üstünde farklı bir düzeye çıkmıştır. Üstelik duygu yoğunluğu yüksek olan bu tutkular, sevenler arasındaki, yaş, sosyal statü, ırk, din hatt cinsiyet gibi farklılıkların da üstesinden gelebilecek bir güce ulaşmıştır. Montaigne’nin dediği gibi “Her insanda insanlığın her hali vardır”. Bu nedenle de insan sayısı kadar çeşitli aşk vardır. Aşkın "nörofizyolojisi" bir [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] sayılabilir. Her aşk eşsizdir, kendi içinde herbirisi güzel ve saygıdeğerdir. Marifet yargılayıcı olmadan bu duyguyu dürüstce ve alabildiğine yaşamak, değerini bilmek ve biterse anısına saygı gösterebilmektir. Bir insan bir çok kere aşık olabilir, ama aynı anda iki kişiye aşık olamaz. Hiç de bilimsel olmayan bir gözlemimle bitirmek istiyorum: "Kaybetmekten korkmuyorsanız aşık değilsiniz!

__________________
__________________________
Beşiktaş`ım Hayat Sensin !







"Elhamdülillah"
Seni yanımda var
Gönlümde yar edene...
. . .
LiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj 1 teşekkür aldı:
Aquila (06.02.12)
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı



WEZ Format +2. Şuan Saat: 17:41.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir forum sitesi olduğundan dolayı, kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Yöneticilerimiz mesajları itina ile kontrol etse de, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız iletisim@karadenizsohbet.org email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
KaradenizSohbet.Org/Forum Sitemiz Karadeniz, Karadeniz Forum, Karadeniz Forumları, Karadenizliler, Karadeniz Forum Siteleri, Karadeniz Sohbet, Karadeniz Forum mp3, Karadeniz Müzikleri, Karadeniz Bölgesi, Karadeniz Fotografları, karadeniz folkloru, Karadeniz Form Gibi GooGLe Aramalarında Öncülük Etmektedir... Karadeniz Sohbet
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450