![]() |
|
|
#1 |
|
Karadeniz Paylaşım Mekanı
Takımı: galatasaray
Üyelik tarihi: Jan 2010
Bulunduğu yer: ISTANBUL
Mesajlar: 1.316
Ettiği teşekkür: 70
Kaç kere teşekkür edildi: 59
|
![]() Kendini Feda Etme Şeması, başka insanların ihtiyaçlarını karşılamak için aşırı çaba ile kendini gösterir. Bu çaba genellikle kendi tatminsizliğine neden olur. Kişi, “ başkalarına sıkıntı vermek”, “Bencil durumuna düşmek”, ve “ Aciz olduğu düşünülen kişilerle ilişkiyi devam ettirmek” konusunda aşırı duyarlıdır . Genellikle başkalarının acılarına güçlü bir duyarlılık nedeni ile ortaya çıkar. Bazen kişinin kendi ihtiyaçlarının karşılanmadığı hissine ve bakım verilen veya fedakarlık yapılan kimselere öfke duymaya neden olur. Karakteristik Kendini Feda Etme Davranışları
Kendini Feda Etme şeması olan kişiler, genellikle kendi ihtiyaçlarının farkında olan ve bunları peşinde giden, daha bencil insanlardan etkilenebilirler. Genellikle eşleri de bu kişilerden seçilebilir. Ayrıca sürekli kendinden vermeye eğilimli bir insanın yanında da ancak “almaya eğilimli” birisi durabilir. Bu nedenle bu şeması aktif olan kişiler, eğer bu şemalarını iyileştirmek istiyorlarsa, almaya eğilimli insanlardan uzak durmaları gerekmektedir. Kendini Feda Etme’nin Kökenleri Genellikle aile tipleri, aşırı verici, çocukları ve çevresi için kendi isteklerinden vazgeçmiş anne babalardır. Bir çakışma durumunda kişi, doğrusunun kendi haklarından vazgeçmek olacağını düşünür ve hakkını kolaylıkla karşı tarafa verir. Kendini Feda Etme’nin İlişkinize Yansıması Eşinizin tüm ihtiyaçlarına koşarsınız ancak kendi isteklerinizi genellikle belirtmediğiniz için bir süre sonra ilgilenilmediğinizi hissedip öfkelenebilirsiniz. psikoterapis YUSUF BAYALAN
__________________
♥ღ♥(¯*•๑۩۞۩: இܓ___ ELİF__இܓ۩۞۩๑•*¯)♥ღ♥ Konu ELİF__ tarafından (04.12.10 Saat 10:35 ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Karadeniz Paylaşım Mekanı
Takımı: galatasaray
Üyelik tarihi: Jan 2010
Bulunduğu yer: ISTANBUL
Mesajlar: 1.316
Ettiği teşekkür: 70
Kaç kere teşekkür edildi: 59
|
DUYGULARI BASTIRMA ŞEMASI
![]() Bazı olumsuz durumlardan kaçınmak için, doğal duyguların ve davranışların aşırı baskı altında tutulmasıdır. Bu olumsuz durumlara yanlış yapmak, diğerleri tarafından kabul görmemek, herhangi bir felaket ve karmaşa, veya dürtülerini kontrol edememek örnek olarak verilebilir. Kişi genellikle öfke, neşe, cinsel uyarılma, içtenlik, gereksinim, incinme gibi durumlarını bastırır. Karakteristik Duyguları Bastırma Davranışları Duyguları bastırma şeması olan kişiler genellikle aşırı düzenli ve planlamaya çok önem veren, olumlu dürtülerini baskılayan, ve dolayısı ile sıklıkla cinsel istek sorunları yaşayan, alışkanlıklara ve adetlere aşırı dikkat eden, incinmeyi ifade etmede veya duyguları, ihtiyaçları serbestçe konuşmada güçlük çeken, duygusal istekleri göz ardı ederken akılcılık üzerine aşırı hassasiyet gösteren kişilerdir. Aşırı kontrol genellikle hastanın çevresindeki kişileri de içerir. Özel Dikkat! Duyguları Bastırma’da Şema Kimyası Duyguları Bastırma Şemasına sahip kişiler yine kendileri gibi aşırı uçlara gitmeyen kontrollü kişilerle beraber olmayı tercih edebilirler. Duyguları Bastırma’nın Kökenleri Tipik aile tipleri kurallara uyma ve yanlışlardan kaçınma hazza, eğlenceye ve gevşemeye hakim olma temalarının yoğun olduğu ailelerdir. Duyguları Bastırma’nın İlişkinize Yansıması Bu şema genellikle olumlu duyguların baskılanmasına neden olduğu için, cinsel işlev bozuklukları sık görülebilir PSİKOTERAPİS YUSUF BAYALAN
__________________
♥ღ♥(¯*•๑۩۞۩: இܓ___ ELİF__இܓ۩۞۩๑•*¯)♥ღ♥ Konu ELİF__ tarafından (04.12.10 Saat 10:34 ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Karadeniz Paylaşım Mekanı
Takımı: galatasaray
Üyelik tarihi: Jan 2010
Bulunduğu yer: ISTANBUL
Mesajlar: 1.316
Ettiği teşekkür: 70
Kaç kere teşekkür edildi: 59
|
ACIMASIZ / YÜKSEK STANDARTLAR
![]() Herhangi bir eleştiriden kaçınmak için davranış ve performans olarak çok yüksek kriterlere ulaşmak gerektiğine inançtır. Karakteristik Yüksek Standartlar Davranışları • Sağlığınız aşırı iş gibi günlük stresler nedeniyle bozuluyor- sadece kaçınılmaz yaşam olayları nedeniyle değil. • İş ve memnuniyet arasındaki denge orantısızlaşmış. Yaşam sürekli bir baskı ve eğlenmeksizin iş halini almış. • Tüm yaşamınız başarı, statü ve maddi şeyler etrafında dönüyor gibi görünüyor. Temel kendiliğinizle bağlantınızı kaybetmiş gibisiniz ve sizi gerçekten neyin mutlu edeceğini artık bilemiyorsunuz. • Enerjinizin çok büyük kısmı yaşamınızı düzene sokmakla geçiyor. Listeler hazırlamakla, yaşamınızı organize etmekle, plan yapmakla, temizlik yapmakla, tamir etmekle çok zaman harcıyorsunuz ve yaratcı olmaya vaktiniz kalmıyor. • Nadiren duruyor, başarılarınızdan keyif alıyor ve bu hissin tadını çıkarabiliyorsunuz. Bunun yerine hemen sizi bekleyen bir diğer konuyla ilgilenmeye başlıyorsunuz. • Kendinizi boğulmuş hissediyorsunuz, çünkü başarmak için çok çaba harcıyorsunuz; başladığınız işi bitirmek için süre asla yetmiyor. • Standartlarınız öyle yüksek ki; sürecin kendisinden zevk almak yerine pek çok etkinliği yerine getirilmesi gereken bir yükümlülük veya ateşten bir gömlek gibi algılıyorsunuz . • Çok kaytarıyorsunuz. Standartlarınız pek çok konuyu boğucu, sıkıcı hale getirdiğinden kaçınmayı tercih ediyorsunuz. • Çevrenizdeki insanlar ve şeyler standartlarınızı karşılamadığından kendinizi huzursuz ve engellenmiş hissediyorsunuz. Özel Dikkat ! Yüksek Standartlar’da Şema Kimyası Genellikle kendisinden ve sizden beklentileri yüksek olan kişiler sizi çekebilir. Beraberliğiniz sırasında, birbirinizi tetikleyerek, hiç dinlenmeden bir hayat yaşama riskiniz olabilir. Veya kendisine güveni düşük bir eş sürekli eleştirilerinize katlanabileceği için, sizin mükemmeliyetçiliğinizi kabul edebilir. Yüksek Standartlar’ın Kökenleri Çoğunlukla başarının, yarışmanın, çalışma ve yükselmenin çok önemli olduğunun vurgulandığı aile ortamlarında büyümek bu şemayı geliştirir. Bununla beraber, Yüksek Standartlar şeması ikincil olarak da ortaya çıkabilir. Yani temelde Kusurluluk şemasının yarattığı acıdan kurtulmak için her şeyin en iyisini yapmaya çalışıyor olabiliriz. Yüksek Standartlar’ın İlişkinize Yansıması Bu şema ilişkimizde eşimizden ve kendimizden beklentilerin yüksek olması ve beklentilerin sık sık karşılanamaması nedeni ile sorunlar yaratabilir. Özellikle bir ilişkinin ilerleyebilmesi için gereken duyguların karşılıklı ifadesinde sorun yaşanabilir çünkü sizin duygulara ayıracak zamanınız yoktur. Ayrıca diğer insanlarla ilişkilerinizde sıkıntı çekiyorsunuz, çünkü zamanınızın çoğunu standartlarınızı karşılamaya ayırıyorsunuz – çalışmak, başarılı olmak vb. Etrafınızdaki insanların kendilerini yetersiz ve sinirli hissetmelerine neden oluyorsunuz, çünkü sizin onlara ilişkin yüksek beklentilerinizi karşılayamadıkları için endişeleniyorlar. PSİKOTERAPİS YUSUF BAYALAN
__________________
♥ღ♥(¯*•๑۩۞۩: இܓ___ ELİF__இܓ۩۞۩๑•*¯)♥ღ♥ Konu ELİF__ tarafından (04.12.10 Saat 10:33 ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Karadeniz Paylaşım Mekanı
Takımı: galatasaray
Üyelik tarihi: Jan 2010
Bulunduğu yer: ISTANBUL
Mesajlar: 1.316
Ettiği teşekkür: 70
Kaç kere teşekkür edildi: 59
|
Karamsarlık Şeması
Hayatın olumlu veya iyimser yanlarını göz ardı ederek, olumsuz yanları üzerinde ısrarlı bir odaklanmadır. İş, para ve saygınlık durumlarının ciddi bir şekilde bozulabileceğine, veya kişinin hayatında iyi giden bir şeyin birden bire kötüye gideceğine dair güçlü bir beklenti vardır. Sıklıkla parasal çöküş, kayıp, aşağılanma, kötü bir durumda kalma veya kontrolü kaybetmeye neden olabilecek yanlışlar yapmaktan aşırı bir korkuyu içerir. Karakteristik Karamsarlık Davranışları Kötü sonuçlar abartıldığı için, bu kişiler sıklıkla süregen kaygı, kadercilik, şikayetçilik ve kararsızlıkla karakterizedirler. Özel Dikkat! Karamsarlık’ta Şema Kimyası Bu şema kişinin kendisi ve geleceği ile ilgi olduğu için genellikle ilişkilere ikincil olarak etkilidir. Karamsarlık’ın Kökenleri Gelecekte olacak veya başa gelmiş olayların olumsuz tarafları üzerinde odaklanan aile ortamında büyümek, bu şemanın meydana gelmesini tetikleyebilir. Karamsarlık’ın İlişkinize Yansıması Genellikle yakınlarımızı sürekli olabilecek olumsuz olaylara karşı uyardığımız için çevremizdeki kişiler bizim fikirlerimizden çekinirler PSİKOTERAPİS YUSUF BAYALAN
__________________
♥ღ♥(¯*•๑۩۞۩: இܓ___ ELİF__இܓ۩۞۩๑•*¯)♥ღ♥ Konu ELİF__ tarafından (04.12.10 Saat 10:36 ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Karadeniz Paylaşım Mekanı
Takımı: galatasaray
Üyelik tarihi: Jan 2010
Bulunduğu yer: ISTANBUL
Mesajlar: 1.316
Ettiği teşekkür: 70
Kaç kere teşekkür edildi: 59
|
İlişki Terapisi
İnsan söz konusu olduğunda ilk hesaba katmamız gereken kavramlardan biri “ünsiyet”tir. Çünkü ünsiyet kelimesi ile insan kelimesi etimolojik(kelime köken bilimi) anlamda yakın temas halindedirler; ikisi eş kökenlidir. Ünsiyet kelimesi içerisinde yakınlık, dostluk anlamlarını da taşır. Bu açıdan bakıldığında insan dediğimizde aynı zamanda ünsiyet sahibi bir varlığı; yani yakınlık kuran, dost olan bir varlığı da kastetmiş oluyoruz. Bu, ünsiyet oluşturmanın(yakın ilişki kurmanın) insan olarak bizim ismimizde kayıtlı olduğu anlamına gelir. Ben bunu, insanın varoluşsal olarak ilişki kurmaya, yakınlık oluşturmaya mecburiyeti olarak algılıyorum: “varoluşsal ilişki ihtiyacı”. Varoluşsal ilişki ihtiyacı, insanın ancak ve ancak sahici, doyum verici, yakınlık içeren bir ilişki kurduğunda/kurabildiğinde “insan” olabileceğini ifade eder. Ünsiyet kuramayan bir varlık olarak insan, hep bir yanı eksik kalacaktır. Ünsiyet, yakınlık, ilişki insanın bu anlamda tamamlayıcı unsurlarından biridir. Kadın ve erkek, eril ve dişil, anima ve animus insanlığın farklı(tamamen ayrı değil) iki yanı/yüzüdür. Bu iki yan, kendini anlamak ve tamamlanmak için kendisi dışındaki yana(eril dişile, dişil erile) ihtiyaç duyar. Bence bu da varoluşsal bir durumdur; çünkü insan böyle(farklı) yaratılmıştır. Tüm insanların eril ya da dişil olduğu bir dünyayı şu anki algımızla anlama şansımız pek yok. Dolayısıyla biz insanoğlu olarak başka bir mecburiyete daha tabiyiz: “varoluşsal öteki yan ihtiyacı”. Varoluşsal öteki yan ihtiyacı, bizim tam bir “insan” olabilmemiz için insanlığın öteki yanı ile de doyum verici bir ilişki kurmaya/kurabilmeye ihtiyacımız olduğunu dile getirir. Öteki yan/karşı cins ile doyum verici bir ilişki kurmak, öteki yana ihtiyaç duymak kendi cinsimize olan ihtiyaçtan daha fazladır. Çünkü bizde olmayanlar hem cinsimize oranla karşı cinste daha fazladır. Adem yeryüzüne inmeden önce, bulunduğu yerde kendisine bir arkadaş istemiş ve ona Havva arkadaş kılınmıştır; başka bir Adem değil! İnsanoğlunun yaşadığı pek çok önemli probleme, uygun şekilde gideril(e)meyen “varoluşsal ilişki ihtiyacı” ve “varoluşsal öteki yan ihtiyacı”nın sebep olduğunu düşünüyorum. Öfkemiz, hırsımız, kavgamız, incinmişliğimiz, kırılmışlığımız, yalnızlığımız vb. bu temel insani ihtiyaçlarımızı yeterince gideremediğimiz için ortaya çıkıyor. Bu durum, doyum verici bir ilişkinin pek çok problemimize çözüm kaynağı olduğu anlamına da gelmektedir aynı zamanda. İlişki terapisi “doyum verici bir ilişki gerçekleştirmeye dönük psikoterapötik çaba”yı ifade eder. İlişki terapisi çok genel anlamda bir insani ilişkiyi çağrıştırabilir; arkadaşlık ilişkisi, ebeveyn-çocuk ilişkisi, gelin-kaynana ilişkisi, işçi-iş veren ilişkisi vb. Tüm insani ilişkiler için düzeltme çabası güdülebilir; ancak ilişki terapisinde kastedilen kadın ve erkek arasındaki özel, duygusal, yakın ilişkidir. İlişki terapisinde temel amaç doyum verici, tatmin edici bir kadın-erkek ilişkisi tesis etmektir. Bir ilişkinin doyum vericiliğini tarafların ilişkiden beklentileri ve ilişkiden elde ettikleri oluşturur. Beklenti ile elde edilen arasındaki fark ne kadar az ise ilişki o kadar doyum verici demektir. Bu açıdan bakıldığında her ilişki özeldir ve özneldir. Dolayısıyla tüm insanlık için katı, standart bir “ilişki terapisi hedefi” ya da “doyum verici ilişki kriterleri” belirlemek çok zordur. Her psikoterapi ekolü ve her psikoterapist belirli paradigmaları esas olarak kabul eder. Bu esaslar pratiğin/uygulamaların özünü oluşturur; uygulamalara şekil verir. İlişki terapisi ile ilgili temel paradigmalarımızı şöyle ifade edebiliriz: § İnsanın ilişkiye ihtiyacı vardır: Yazının giriş kısmında da belirtildiği üzere kadın erkek ilişkisi insanlar için bir lüks değil; varoluşsal bir ihtiyaçtır. İnsanın doyum verici bir kadın erkek ilişkisi yaşadığı oranda kendisi(ünsiyet sahibi bir insan) olabilir. § İlişkiler insani ihtiyaçlarımızı gidermek için gerçekleştirilirler: Tüm insani eylemler bir ihtiyacı gidermeye dönük gerçekleştirilirler. Söz konusu ihtiyaçların bilincinde olup olmamamız bu durumu değiştirmez. Dolayısıyla bir ilişkiden memnun olmadığımızı söylediğimizde, o ilişki içerisinde bazı temel ihtiyaçlarımızın karşılanmadığı ifade ediyoruzdur. Bu temel insani ihtiyaçlarımıza dair pek çok kuramcı pek çok farklı kategorizasyon yapmıştır. Güven(insanlara ve dünyaya), sevilme, sevme, ait olma, önemsenme, kabul edilme, beğenilme, güçlü olma, doğal/spontan olma, yapabilirlik, eğlenebilme, özgür olma, hayatta anlam bulma vb. bu temel ihtiyaçlar arasında merkezi konumda yer alır. Bu ihtiyaçlar giderildiği oranda ilişki doyum verici olur. İlişki terapisi bir anlamda, ilişki içerisindeki insanların bu ihtiyaçlarını uygun yollarla gidermelerini sağlamaktır. § İlişkiler psikolojik problemlerin oluşumunda ve sağaltımında rol alırlar: W. Glasser mutsuz insanların en büyük ortak özelliklerinden birinin, önemsedikleri bir insanla problemli ilişki yaşamaları olduğunu söylüyor. Yaşanamayan doyum verici ilişkilerin olumsuz sonuçlarını danışanlarımızda sıklıkla gözlemleyebiliyoruz. İlişkilerde aldatılma, önemsenmeme, sevilmeme, dikkate alınmama, özgürlüklerin kısıtlanması vb. insanlarda mutsuzluk, ümitsizlik, karamsarlık, anlamsızlık, çaresizlik gibi katlanılması zor duygular ortaya çıkartıyor. Bununla birlikte, doyum verici bir ilişkinin psikolojik ve fizyolojik sağlık üzerinde olumlu/iyileştirici etkileri olduğu yapılan araştırmalar sonucunda görülmektedir. Doyum verici bir ilişki ile birlikte insanların daha sıcak, daha anlayışlı, daha mutlu vb. olduklarını günlük hayatımızda da gözlemleyebiliyoruz. Bu durumu bir Anadolu sözü çok güzel ifade eder: “İnsan insanın zehrini alır!” Bu bakış “İnsan insanın kurdudur!” bakışıyla taban tabana zıttır. Ortaya çıkardıkları sonuçları dikkate aldığımızda hangi yaklaşımı benimsememiz gerektiği daha bir önem kazanır! § Problemli ilişkiler daha doyum verici hale getirilebilir: Her ilişkinin daha doyum verici hale gelme şansı her zaman vardır. Ancak buradaki temel şart ilişkiyi oluşturan tarafların bunu istiyor olmalarıdır. Genelde insanlar ilişkilerde bekleyen, isteyen rolünü üstlenirler. Her iki taraf da vermeden istediği sürece hiç bir taraf hiçbir şey elde edemez. Bu yüzden ilişki terapisinde ilk fark ettirilmeye çalışılan şey problemlerin çözümü için her iki tarafın da aktif rol almasının gerekliliğidir. Şayet kadın ve erkek “ben bu ilişkiyi daha iyi hale getirmek istiyorum” derse ilişki terapisinde yol alınabilir. W. Glasser bu durumu “çözüm dairesine girmek” şeklinde ifade eder. Terapist bu noktada, tarafların aşamadığı noktaları görmelerinde ve etkin çözüm yolları üretmelerinde kendilerine yardımcı olur. § Problemli ilişkilerde her iki tarafın da rolü vardır: Pek çok insan, doyum vermeyen bir ilişkide kendini kurban olarak algılar. Tüm yaşananlarda kendisinin hiç bir etkisinin olmadığını ve olamayacağını, kötü bir kaderi yaşadığını vb. düşünür. Oysa asla unutulmalıdır ki hiçbir şey yapmamak da bir şey yapmaktır. Tabi ki kişilik bozukluğu olan bir insanla bir şekilde ilişki içinde olma ihtimalimiz vardır; ancak bu durumda bile ilişkinin oluşumunda ya da sürdürülmesinde bizim etkimiz sandığımızdan daha fazladır. Bazen de insanlar ilişkideki problemlerin çözümü için çaba sarfetmeyi, karşı tarafı değiştirmek olarak algılarlar. Oysa başkalarını değiştirme gücümüz yok; başkalarına sadece etki edebiliriz. Tutumları üzerinde kontrol sahibi olabileceğimiz sadece ve sedece kendimiziz. § İlişki terapisinin temel amacı tarafları “terapist eş” haline getirmektir: Herkes bir ilişkiye insani ihtiyaçlarını gidermek için girer; ancak bu ihtiyaçların giderilmesi(sevilme, onaylanma, beğenilme vb.) karşı tarafın elindedir. Dolayısıyla bir ilişkinin doyum vericiliğini belirleyen şey, tarafların karşı tarafın ihtiyaçlarını ne oranda giderdikleridir. Bu noktada eşler, birer terapist rolü üstlenmelidir. Terapist olmaktan kasıt karşı tarafın ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak ve o ihtiyaçları gidermesinde kendisine yardımcı olmaktır. Bir insana yardım etmenin, insanın “zehrini almanın” da başlı başına iyileştirici bir etkisi vardır. Her iki taraf karşısındakinin ihtiyacını gidermeye çalışırsa, iki taraf da doyum elde eder. Ancak her iki taraf da sadece beklenti içerisinde olursa hiç bir taraf hiç bir şey elde edemez. Bazen de taraflardan sadece birisi verici halde olur; bu ise uzun vadede bıkkınlık, karşılık alamama gibi problemler ortaya çıkartır. § Terapist eş olmak öğrenilebilir: İnsanlar karşı tarafın ihtiyaçlarını anlama noktasında her zaman yeterli olmayabilirler. Psikoterapist tarafların kendilerine, karşı tarafa ve ilişkilerine daha farklı ve doyum verici açılardan bakmalarına yardımcı olur. § İlişki terapisi bir süreçtir: İnsan alışkanlıklarının çocuğudur ve alışkanlıkları değiştirmek çok zordur. Zaman zaman danışanların “Ben eşime yardımcı olmak istiyorum; ama elimden başka bir şey gelmiyor!” dediğine şahit oluyoruz. Bu çok anlaşılır bir şeydir. Çünkü insan doğduğu andan itibaren kişisel bakış açıları ve davranış kalıpları oluşturur zamanla bunlar katılaşır ve değişmezmiş gibi algılanır. Dolayısıyla değişim de uzun ve zahmetli bir süreci gerektirir. İnsan ise, doyum verici bir ilişki oluşturmak için yeni şeyler öğrenmekle, problemli bir ilişkinin alışkanlığı arasında tercih yapmak durumundadır. Psikoterapist Yusuf BAYALAN
__________________
♥ღ♥(¯*•๑۩۞۩: இܓ___ ELİF__இܓ۩۞۩๑•*¯)♥ღ♥ |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|