![]() |
|
|
#1 |
|
Karadeniz Paylaşım Mekanı
Üyelik tarihi: Jan 2010
Mesajlar: 113
Ettiği teşekkür: 0
Kaç kere teşekkür edildi: 0
|
İlk Çağlarda Lazca Yazı
Lazların, -genel anlamda Laz- Megrellerin veya Kolhilerin kendi ana dillerinde ilk olarak ne zaman yazdıkları, ilk çağlarda yazıp yazmadıkları çeşitli araştırmalarda ele alınan konulardandır. Lazların M.Ö. 6-7 yy ve sonrasında Helen kolonizasyonu ile başlayan Laz-Yunan ticari ve kültürel ilişki döneminde Yunanca yazı yazdıkları, Hıristiyanlıkla birlikte dinsel ayinlerde Yunanca dua ettikleri, hatta Hıristiyanlık öncesinde Paganist inanç döneminde tapınaklarına Yunanca harflerle yazdıkları (örneğin tapınak girişine) biliniyor. Lazların Kudüs’te kendilerine ait bir kiliselerinin olduğunu, Lazca yazılmış İncillerinin olduğunu da biliyoruz. Alman araştırmacı Rosen tarafından 1843 te yayınlanmış çalışması Lazca üzerine yapılmış ilk bilimsel çalışmadan biridir (Resim.1). 1864 den 1937-1939 tarihleri arasında Lazca-Megrelce üretilmiş ciddi yazılı eserlerin varlığı ve okullarda ders olarak okutulduğu bilinmektedir. Bugüne kadar Lazca’nın milattan önceki dönemlerde yazıldığına dair kesin kanıt oluşturabilecek herhangi bir arkeoloji materyal bulunamadı. Fakat gerek arkeolojik verilerin yorumlanmasından çıkarılan sonuçlar, gerekse aşağıda bahsedilen eski Yunan kaynaklarındaki dolaylı veriler, eski Laz-Megrellerin kendi dillerinde muhtemelen yazdıklarını düşündürüyor. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]Resim.1. Rosen tarafında 1843 te Lazca gramer üzerine yaptığı çalışmasından bir sayfa.Lazca (Laz-Megrelce/Kolhice), araştırmacılar arasında bazı farklılıklar olmasına rağmen genel kabule göre M.Ö. 2000 lerde ortaya çıktığı düşünülüyor (bkz. Sekil.1). Arkeolojik araştırmalar Kolhi medeniyetinin {josquote}M.Ö. 18-19 yy da ortaya çıkmaya başladığını, M.Ö. 14/13.-11. yüzyıllarda süreç içinde gerçekleşen politik konsolidasyon ile birlikte Kolhi krallığının oluşmaya başladığını göstermektedir. M.Ö. 13-14 yy gecen, bir grup Yunan savaşçısının Kolheti’ye Altın Postu almak için yaptıkları yolculuğu anlatan Altın Post Efsanesi ve bu yolculuktan önce Prixox’un Kolheti’ye kaçıp Kolhi Kralı Ayete’ye (Aietes) sığınmasını anlatan efsaneler Kolheti’nin bilinen ve yabancıların dikkatini çekecek bir ülke olduğunu göstermektedir.{/josquote} Araştırmacılar daha önce bu efsanelerin eski Yunanlıların fantezi ürünleri olduğu (Truva’da olduğu gibi), Kolheti diye bir ülkenin gerçekte olmadığı düşünüyorlardı. Fakat son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, Altın Post efsanesinin tarihsel gerçeklerden uzak, bir fantezi ülkesine yapılan yolculuk olmadığını gösteriyor. Yunanlıların Kolhi ülkesinin hakkındaki bilgileri muhtemelen maceracı denizcilerin Karadeniz’e yaptıkları yolculuklara dayanmaktadır. Arkeolojik araştırmalar (Arkeometrik analizler) Karadeniz ile Ege arasından M.Ö. 2000 lerde ticari ilişkinin varlığını ispatlamaktadır (Korfmann ve diğerleri, 2000). Bunların dışında bazı araştırmacılar, Örneğin Melikisvili, 13 Asur yazıtlarında gecen “Kilchi” ülkesinin Kolhi krallığını olduğunu savunmaktadır ( Melikisvili, 1960). [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]Sekil 1. Güney Kafkas Dil Grubuna ait dillerin tarihsel gelişimleri ve birbirleri ile ola kökensel ilişkilerinin şematik gösterimi. Eğer M.Ö. 13-14 yy da güçlü bir Kolhi krallığı var idi ise, bu durumda bir krallık merkezinin, bir sarayın olması beklenir. Fakat bugüne kadar Kolhi krallığına ait herhangi bir saray veya bezer mimari yapı ortaya çıkarılamadı. Bazı araştırmacılar, Krallığının çok önemli merkezlerinde birini bugünkü bati Gürcistan’daki Poti şehrinin kıyıya yakın bir yerde olması gerektiğini, şehrin zamanla Karadeniz suyunun yükselmesi ve Rioni nehrinin taşıdığı alüvyonlar altında kalmış olabileceğini savunmaktadirlar. Bu fikrin en önde gelen savunucusu, Kolhi medeniyet araştırmalarında en yetki kişilerden olan, 3 sene önce vefat eden Otar Lordkipanidze idi. Kolhilerin daha sonraki dönemlerde, M.Ö. 8-7 yy güçlü bir krallık kurduklarına dair eldeki veriler çok daha kapsamlı ve sağlamdır. Bu dönemlerde Kolhiler ile komşuları Urartu krallığı arasında kanlı savaşlar yaşanıyordu. Urartu yazıtlarında yer alan Qulah adının Kolhiler olduğunu bugün artık bu alanda araştırma yapanlar tarafında kabul edilmektedir. Lazca’da yer alan bazı kelimelerin Urartuca da bulunması dikkat çekicidir. Bu durum belkide Kolhi-Urartu yakın ilişkiyi göstermektedir. Örneğin Lazca’daki Zuğa kelimesi (tr: deniz) Urartuca’da da mevcut ve ayni anlamda kullanılıyordu. Fakat burada Zuğa kelimesindeki bu benzeşmenin daha önceki dönemlerde (Urartu öncesi) Huriler ile Lazların arasındaki dilsel etkileşimi de gösteriyor olabilir (bildiğimiz gibi Urartuca Hurice dil grubuna dahildir). M.Ö. 6-7 yy dan sonra Eski Yunanlar, Karadeniz’de yaklaşık 80-100 tane ticaret koloniler kurdular (Tsetskhladze, 1994). Bu dönemden sonra Yunanlılar ile Lazlar çok yakın kültürel iliksiye girdiler. Kolhilerin ilişki içinde olduğu bir diğer güçlü medeniyet Akamenikler dir. Kohlilerin Yunanlılar ile olan ilişkilerinden farklı olarak Akamanikler ile sadece politik düzeyde bir ilişki içinde idiler (Tsetskhladze, 1994). Kolhilerin kültürel ve/veya Politik ilişki içinde oldukları yukarda belirtilen medeniyetlerin hepsi yazı geleneğine olan toplumlardı. Bu durum, Kolhilerin çok eski dönemlerden beri yazıyı bildikleri anlamına gelir. Eski Yunan sairi ve bilgini Rodoslu Apollonios (M.Ö. 3. yy), Kolhilerin elinde atalarından kalan, ülkeyi ziyaret eden yabancılar için Kirbi [1] üzerine yazılmış, ülke sınırını, nehirlerin ve yolların tasvir edildiği haritanın bulunduğunu yazmaktadır. Eski dönemde Kolhice’nin (Laz-Megrelce) varlığına dolaylı olarak kanıt oluşturabilecek diğer bir veri kuskuşuz ünlü Altın Post Efsanesi hakkında Euhemerist yazarların (Euhemeros’un akabinde ki yazarlar, M.Ö. 3. yy) yaptıkları yorumlardır. Bu yazarlar Altın Post efsanesini mitolojik açıdan değil, mantıksal yaklaşımla ele alıyor, efsaneyi bu şekilde anlamaya, yorumlamaya çalışıyorlardı. Euhemerist’lerin yorumları Kolhi alfabesinin varlığını kabulüne dayanıyordu. Diğer ilginç bir kaynak, anonim bir mitografik "Traktat"ta (dini risale) yer alan ve Palephat’li Eumerist (M.Ö. 4. yy) ait olduğu kabul edilen Altın Post ile ilgili yorumdur: Yazar şu yorumu yapmaktadır: „Kolhlilerde bulunan Altın Post gerçekte altından bir post değil, içinde altının nasıl elde edildiğinin yazılı olduğu bir kitaptır" Başka bir veri ise, yorumu bir Euhemerist olan Pergamon’lu Charax ( M.Ö. 3-2. yy. ) tarafından nakledilenlere dayanan, ünlü Bizans eski yazı koleksiyoncusu, ayni zamanda yorumcu olan Selanikli Eustaphius’un Dyonisios Periegetes’in Strophe 685 „ Dünyanın tasviri" için yaptığı yorumudur: „Altın Post, parşömen kağıdı üzerine altın yaldız ile yazı yazma yöntemi tasvir edilmişti. Argonotların Kolheti’ye gitmelerini sebebi belki de bu idi" yorumunu yapıyor. Benzer yorumlara daha sonraki döneme ait yazarlar tarafından da tekrarlandı (örneğin Antakyalı Johann, 7. yy la ait tarihçiler, Suidas, 10.yy. ait leksikograflar). <!--[if !supportLineBreakNewLine]--> <!--[endif]--> Kolhi’lerin ulaştıkları sosyal-politik gelişme (Krallık ila birlikte toplumsal idare için gereken administratif kurumlar), yazı geleneği olan medeniyetle ile ilişkileri, buna ek olarak eski yunan kaynakları ve bunların yorumlarını beraber değerlendirildiğimizde, Kolhi yazı geleneginin oluşması gereken şartların o dönemde mevcut olduğu görülüyor. Buna rağmen yazı ile bu kadar içi içe yasamış bir kültürün neden kendi dilinde yazmadığı sorusu, veya gerçekten Lazlar M.Ö kendi dillerinde yazmadılar mi sorusuna su anda tatmin edici net bir cevap vermek zor görünüyor. Beklide Rodoslu Apollonios Kolhi’lerin kendi dillerinde yazılı haritaları var derken, doğruyu yazıyordu. Beklide bunalar bugün Otar Lordkipanidze’nin düşündüğü gibi Doğu Karadeniz’de Rioni çamurları altıda gün ışığına çıkarılacağı günü bekliyor. Açıklama [1]. Argonotika IV, 279-281. „Kirbi" adi eski yunan literatüründe çeşitli anlamlarda kullanılmıştır. Bazıları üzerine Drakon ve Solon kanunlarının yazıldığı tas-, bakir-, veya pismiş toprak levhalar olarak kabul edilmektedir. Bazıları ise tas sütunlar olarak kabul etmektedirler. Apollodora göre, eski yunan yazarlarından (M.Ö.2.yy.), her türden doküman ve kanun olarak kabul ediliyordu. Antik yazarların çoğunluğu (Chios’lu Theopompos,Theophast, Apollodor, Suidas) „Kirbi"nin Tanrıça „Kybele"nin din adamları tarafından icat edildiğini kabul ediyorlar. <!--[if !supportLineBreakNewLine]--> <!--[endif]--> Kaynakça Melikishvili, G. A. 1960. Urartskie klinoobraznye nadpisi (Urartian Ciuneiform Inscripctions). Moscow (in Russian). Korfmann, M.,Latacz, J., Blome, P., Luckhardt, J., Brunner, H ve Biegel, G., 2001. Troia Düş ve Gerçek, Homer Kitabevi. [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Lordmen/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG] Tsetskhladze, G.R., Colchians, Greeks and Achaemenids in the 7th-5th Centuries BC: a Critical Look, in: Klio 76, 1994, 78-102.
__________________
![]() BEYAZ LALENİN BİLE SİYAH GÖLGESİ VARDIR..
|
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Anahtar Kelimeler |
| ilk caglarda lazca yazi , laz tarihi , lazca dili , lazca dili tarihi , tarihi |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|